Komünizm: Eşitlik Üzerine Bir Düşünce Akımı
Komünizm tarih boyunca toplumsal eşitliği sağlama arayışı içinde ortaya çıkan en etkili ideolojilerdir biridir. Terim, Latince communis (ortak) kelimesinden türetilmiştir ve “her şeyin ortak mülkiyeti” fikrini ifade eder.İdeolojinin temelinde , üretim araçlarının özel mülkiyetten çıkarılıp toplumun ortak kullanımına sunulması düşüncesi yatmaktadır.
Komünizmin ilk izleri modern çağdan çok önceye ilkel topluluk düzenine kadar uzanmaktadır.O dönemlerde üretim araçları kolektifti ve bireysel mülkiyet kavramı gelişmemişti. Ancak sanayi devrimiyle birlikte, ekonomik eşitsizlikler belirginleşmiş, işçi sınıfı ağır çalışma koşulları altında sömürülmeye başlanmıştır. Bu süreç, toplumsal adalet ve üretim ilişkileri üzerine yeni düşüncelerin doğmasına zemin hazırlamıştır.
Komünizm,tarihsel süreçte yalnızca bir ekonomik sistem değil, aynı zamanda bir dünya görüşü haline gelmiştir. 20.yüzyılda Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla,ideoloji devlet düzeyinde uygulanmış; Çin, Küba,Vietnam ve Laos gibi ülkelerde farklı modüllerde hayata geçirilmiştir. Ancak uygulamalar çoğu zaman teorik ideallerle çelişmiştir. Bireysel özgürlüklerin kısıtlanması ve ekonomik verimsizlik gibi sorunlar, ideolojinin sorgulanmasına neden olmuştur.
Klasik Düşünürler: Marx ve Engels
Komünist düşüncenin teorik temelleri, 19. yüzyılda Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından sistemli bir biçimde oluşturulmuştur. Her iki düşünür de yalnızca ekonomik düzeni değil toplumun tüm yaşamını açıklamayı amaçlayan bütüncül bir teori geliştirmiştir. Bu teori,tarihin itici gücünün ekonomik üretim şekilleri ve bu şekillerin yarattığı sınıf mücadeleri olduğunu savunur.
Karl Marx
Marx’a göre tarih fikirlerin değil maddi üretim ilişkilerinin bir ürünüdür. Bu yaklaşım,tarihsel materyalizm olarak da adlandırılır. Marx toplumları tarih boyunca üretim biçimlerine göre sınıflandırır:ilkel komünal toplum,kölecilik,feodalizm,kapitalism ve sonunda ise komünizm. Her üretim şekli belirli sınıflar arasındaki ekonomik çıkar çatışmalarınıda beraberinde getirmiştir. Bu çatışmalar ise tarihin ilerleyişini belirleyen temel dinamiktir.
Marx kapitalist sistemde üretim araçlarının burjuvazi elinde toplandığını işçi sınıfının ise yalnızca emeğini satarak yaşamını sürdürebildiğini ifade eder. Bu durum,işçiyi üretim sürecinden ve emek vererek ürettiği ürününden uzaklaştırır. Marx, bu durumu “yabancılaşma” kavramıyla açıklamaktadır.Kapitalizmin insanı kendi emeğine, toplumuna ve doğasına yabancılaştırdığını savunur.(Kaynak)
Friedrich Engels
Friedrich Engels, Marx’ın fikirlerinin sistemleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Engels,Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni adlı eserinde,tarih boyunca özel mülkiyetin ve ataerkil yapının toplumsal eşitsizlikleri nasıl pekiştirdiğini incelemiştir. Engels’e göre devlet,sınıf egemenliğinn devam edebilmesi için bir araçtır. Bu sebeple,komünist toplumun nihai hedefi,sınıfsız ve devletsiz bir düzen kurmaktır.
Engels,Marx’ın ekonomik analizleriin tamamlayarak diyaletik materyalizmin toplumsal alanda uygulanmasına katkı sağlamıştır. Engelse göre toplum sürekli değişim içindedir ve bu değişim çelişkilerin çözümüyle gerçekleşir. Bu bağlamda komünizm tarihsel gelişimin zorunlu bir aşaması olarak görülmektedir.
1848’de yayımlanan Komünist Manifesto ise Marx ve Engels’in düşüncelerini kitlelere ulaştıran temel eserdir. Manifesto’da kapitalizmin iç çelişkilerinin onu kendi sonuna götüreceği ve işçi sınıfının birleşerek bu düzeni devireceği öngörülür. Bu fikir, 19. yüzyıl Avrupa’sından başlayarak sonraki yüzyıllarda dünya siyasetini de derinden etkilemiştir.
Komünizmin Temel Kavramları
Komünizm, üretim araçlarının özel mülkiyete değil, topluma ait olduğu bir ekonomik ve toplumsal düzendir. Bu sistemde fabrikalar, toprak ve makineler bireylerin değil, devletin veya toplumun ortak mülkiyetindedir. Amaç, ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldırarak sınıfsız bir toplum yaratmaktır; yani işçi ve burjuva gibi toplumsal sınıflar arasında hiçbir fark kalmaz. Komünizmin dağıtım ilkesi Marx’ın ünlü sözüyle özetlenir: “Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre.” Bu anlayış, üretim sürecine herkesin katkı yapmasını, ancak üretimden elde edilen kazancın ihtiyaçlara göre paylaşılmasını öngörür.
İdeolojik açıdan komünizm, tarihsel materyalizm temeline dayanır; yani toplumsal yapıyı belirleyen asıl unsurun ekonomi olduğu savunulur. Politik olarak ise komünizm, proleterya diktatörlüğü adı verilen geçici bir aşamadan geçilerek sınıfsız ve devletsiz bir toplum hedefine ulaşmayı amaçlar. Nihai hedef, ulusal sınırları aşan bir uluslararası devrim yoluyla tüm dünyada eşitlikçi bir düzenin kurulmasıdır.(Kaynak)
Marx ve Engels’e göre toplumlar, üretim araçlarına sahip olanlar ve olmayanlar olarak iki sınıfa ayrılır. Kapitalist düzende burjuvazi, sermaye ve üretim araçlarını elinde tutarken, işçiler yalnızca emeğini satar. Bu sınıf ayrımı hem toplumsal bağımlılığı hem de çıkar çatışmasını belirlerlemektedir ve tarih boyunca toplumların dönüşümünü sağlayan itici güç olarak görülmektedir.
Komünizmin Temel Kategorileri
Komünizm, tek bir düşünce veya uygulama biçimine indirgenemez; tarihsel süreçte farklı ülkelerde ve dönemlerde çeşitli alt akımlara ayrılmıştır.
. Ütopyacı Komünizm, More ve Campanella gibi düşünürlerin hayalî eşitlik düzenlerini savunduğu erken dönem anlayışıdır.
. Bilimsel Komünizm, Marx ve Engels’in tarihsel materyalizme dayanan sistemidir ve Sovyetler Birliği’nin temelini oluşturmuştur.
. Leninizm, devrimci öncü bir parti aracılığıyla iktidarın ele geçirilmesini ve proletarya diktatörlüğüyle sınıfsız topluma geçişi savunur.
. Stalinizm, katı merkezi planlama ve otoriter devletçilikle öne çıkar.
. Maoizm, köylü tabanlı devrim ve kültürel dönüşümü vurgular.
. Troçkizm, sürekli devrim fikrini savunur ve bürokratikleşmeye karşı çıkar.
. Titoizm, ulusal bağımsızlık ile sosyalizmi birleştiren bir yaklaşım sunarken, Küba tipi sosyalizm Latin Amerika devrimciliğinin simgesi haline gelmiştir.
Devlet ve Toplum
Komünist düşünceye göre devlet, sınıf egemenliğini sürdüren bir baskı aracıdır. Marx’a göre devlet, üretim araçlarını elinde tutan sınıfın çıkarlarını korur. Ancak komünist düzende devlet, yalnızca geçici bir araçtır; sınıflar arasındaki fark ortadan kalktığında, devletin de varlık nedeninin sona ermesi beklenir. Bu süreç “devletin sönümlenmesi” olarak tanımlanır. Nihai amaç, bireylerin kendi kendini yönettiği, sınıfsız ve devletsiz bir toplum düzenine ulaşmaktır.
Komünist toplumda tüm bireyler üretim sürecine katılır ve emekleriyle toplumsal refaha katkı sağlar. Eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsizdir; herkesin eşit koşullarda yaşaması temel ilkedir. Kadın ve erkek eşitliği, toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak görülür. Din, bireyin özel alanına ait sayılır ve kamusal otoriteyle karıştırılmaz. Böylece, ekonomik ve sosyal anlamda eşitlikçi, seküler ve kolektif bir toplum yapısı hedeflenir.
Komünizmle Yönetilen Ülkeler
| Ülke | Dönem | Açıklama |
| Sovyetler Birliği | 1922–1991 | Lenin ve ardından Stalin dönemiyle Marksist-Leninist ideolojiye dayalı tek parti yönetimi. |
| Çin Halk Cumhuriyeti | 1949–günümüz | Mao Zedong ile kuruldu; günümüzde de Çin Komünist Partisi iktidarda. Ekonomik reformlarla piyasa mekanizmaları da entegre edildi. |
| Küba | 1959–günümüz | Fidel Castro öncülüğünde komünist devrim sonrası tek parti sistemi. Günümüzde de Komünist Parti iktidarda. |
| Vietnam | 1976–günümüz | Kuzey ve Güney Vietnam’ın birleşmesi sonrası Marksist-Leninist tek parti yönetimi. |
| Kuzey Kore (Demokratik Halk Cumhuriyeti) | 1948–günümüz | Kore Savaşı sonrası komünist sistemle kuruldu; tek parti ve merkezi planlama hakim. |
| Laos | 1975–günümüz | Pathet Lao hareketi sonrası komünist yönetim; Lao Halk Devrim Partisi iktidarda. |
Komünizmin Günümüzdeki Yansımaları
Günümüzde komünizm,katı bir ekonomik sistem olarak değil,eşitlikçi ve kamusal refahı vurgulayan ideolojik bir yönelim olarak varlığını sürdürmektedir. Batı da bazı siyasi partiler “demokratik sosyalizm” veya “komünal ekonomi” kavramlarıyla daha yumuşatılmış bir biçimde savunmaktadır.
Dijital çağda ise dijital komünizm tartışmaları öne çıkmaktadır:açık kaynak kod,bilgi paylaşımı ve kolektif üretim gibi uygulamalar komünist düşüncenin modern teknolojik dünyadaki yansımaları olarak değerlendirilmektedir.
Komünizm, insanlık tarihinin en çok tartışılan ideolojilerinden biridir. komünizmin tarihsel uygulamaları, teorideki ideallerle pratik arasındaki farkı açıkça göstermiştir.
Bu duruma rağmen, gelir eşitsizliği, emek sömürüsü ve sosyal adaletsizlik gibi küresel sorunların devam etmesi, komünist düşüncenin bazı yönlerinin günümüzde de tartışılmaya değer olduğunu ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, komünizm, geçmişin bir ideolojisi olmanın ötesinde, geleceğin ekonomik ve toplumsal sistemlerini yeniden düşünmek için bir hatırlatmadır.
–Eşitlik, emek ve adalet arayışı, insanlığın en eski ama en güncel meselelerinden biridir.–
